beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2009 Pazar

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN DOĞAL BESLENME ÖNERİLERİ


Son 10 yıldır dünyada olduğu gibi ülkemizde de işlenmiş ve yarı işlenmiş gıdalara olan talep artıyor. Oluşan bu beslenme türü, beraberinde birçok sağlık problemi getiriyor. İşlenmiş gıdaların raf ömrünü uzatmak, ,lezzetini artırmak için birçok katkı maddesi kullanılıyor. Günlük beslenmemizde bu tür gıdaların tüketim miktarını ve tüketim sıklığını kontrol altına alabilirsek, beslenmemizi bilinçli yaparsak vücudumuzda birikme tehlikesi olan kanserojen maddelerin etkinliğini azaltırız.
Bu katkı maddelerinin vücutta birikmesi kanser oluşumunun en büyük nedenidir. Özellikle okul çocukları için albenisi yüksek olan renkli şekerlemeler, gofretler, cips ve bisküvi türlerinin tüketimine sınırlandırma getirmek, kantinleri tamamen veya yemek saatlerinde kapalı tutmak; ayrıca okul kantinlerinde süt, ayran ve mevsim meyvalarından oluşan seçenekleri artırmak önemlidir.

Böylece çocukların gelecekte karşılaşacakları sağlık sorunlarını bir nebze olsun kontrol altına alabiliriz. Aynı tehlike yetişkinler için de söz konusudur.

Sağlık Bakanlığının en son araştırmasına göre, ülkemizde heryıl 130- 150 bin kanser vakası artarak sürmektedir. Ayrıca vücut ağırlığının artması beraberinde yağ dokusunun artmasına neden olmakta, kilolu insanların kansere yakalanma riski oldukça yükselmektedir.

Köyden kente başlayan göç, beraberinde insanların “evin dışında yemek yeme “ zorunluluğunu getirmiştir. Dışarıda tüketilen gıdaların hiçbir aşaması, bizim kontrolümüzde değildir.Bu da birçok sağlık riskini beraberinde getirmektedir. Doğal beslenmenin yanı sıra

KANSER OLUŞUMUNU ÖNLEMEK İÇİN;

* Günlük beslenmemizde düzenli ve dengeli beslenmeliyiz
* Beslenirken mevsiminde bol olan gıdaları tüketmeliyiz
* Bol su tüketmeliyiz(günde ortalama 10- 12 su bardağı)
* Günlük yaşamımıza düzenli olarak bizim tempomuza uygun, haftada en az üç gün en az 45 dakika tempolu egzersiz türü katmalıyız.
* Tüm yediklerimizin yağ miktarına ve yağ çeşidine dikkat etmeliyiz. Bitkisel sıvı yağları tercih etmeliyiz.

*Tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan çeşitli mineral, vitamin ve antioksidanlar, depresyondan, kansere birçok hastalığa iyi gelmekte ve bu maddeler bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir.

Bazı Sebze, Meyva ve Tahılların Fonksiyonları

Kayısı: Antioksidan olan betakaroten açısından zengin bir meyvedirdir. Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.

Tahıllar: Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır. Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.

Fasulye: Fasulye, C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. B vitamini de seks hormonlarını kuvvetlendirir.

Pancar: Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağlardan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.

Lahana: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesi içerir.

Havuç: Tam 40 araştırma havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel nedeni betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.


Nohut: Yağ düzeyi düşük olan ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır, manganez, betakaroten ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur.

İncir: Potasyum, demir ve kalsiyum içerir. Sindirim sistemine yardımcı olur. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor.

Sarımsak: Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kansere, yüksek kolesterole, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.

Fındık: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından en zengin besinlerin başında gelir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.

Mercimek: B vitamini, demir, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum içerir. Lifli özelliği kandaki kolesterol oranını düşürür, şeker ve kalp hastaları için yararlıdır.

Zeytinyağı: İçindeki omega yağ asitleri, kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.

Soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği allicin ve sülfür; mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı, peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.

Şeftali: Teki bile insanın C vitamini ihtiyacının yüzde 50’sini karşılayabilir. Sindirimi kolaydır. Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir. Bir tanesinde 33 kalori vardır.

Pirinç: Pirinç mükemmel bir enerji kaynağıdır. E ve B vitaminleri açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu olan pirinç, kolesterolü düşürerek kalp krizi riskini de azaltır.

Çilek: Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellagic asit adı verilen kansersavar bir maddeyi de içerir.

Domates: Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen, pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.